reklam
reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
reklam

CHP İçerisinde Başarısızlıkla Sonuçlanan “Takiyye” Operasyonu ve Ortaya Çıkan Yeni Parti

Yayınlanma Tarihi : Google News
CHP İçerisinde Başarısızlıkla Sonuçlanan “Takiyye” Operasyonu ve Ortaya Çıkan Yeni Parti
reklam

Bazen en büyük ve en derin yıkımlar, onlarca yıl süren bir “mezar sessizliğinin” ardından gelen tek bir hamleyle gerçekleşir. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde yaşanan ayrışma, kopuşlar ve finalinde ortaya çıkan Yeni Parti, rastlantısal bir kurultay başarısı ya da tabanın doğal bir yenilenme talebi değil; ilmek ilmek örülmüş, sabırla beklenmiş bir “altın nesil” operasyonunun nihai aşamasıdır.

Takiye, En Zıt Renkte Kamufle Olma Sanatıdır.

Gülen hareketinin varoluşsal nefes borusu olan “takiye”, sadece bir gizlenme taktiği değildir; hedef alınan yapının genetik kodunu taklit ederek onu içeriden dönüştürme sanatıdır. Solyal demokrat ve ulusalcı bir kale olan CHP, bu stratejinin en zorlu ama en kritik hedefiydi. Bu çok katmanlı yapı, kendisini en uzak olduğu ideolojinin içinde eriterek, adeta bir “uyuyan hücre” disipliniyle doğru zamanı bekledi. Manisa’dan Trabzon’a, spor ekranlarından yerel yönetim koridorlarına uzanan geçmişteki her bir iz, tesadüfi birer biyografi detayı değil; büyük stratejinin erken dönem ayak izleridir.

CHP özelinde yapılan bu operasyonun başarıya ulaşması için öncelikle partinin tarihsel ve ahlaki hafızasının silinmesi gerekiyordu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği dürüstlük, halkçı duruş, emek dostu çizgi ve hak-hukuk-adalet yürüyüşüyle örülen toplumsal meşruiyet, planlı bir itibarsızlaştırma kampanyasının hedefi yapıldı. Medya gücü, sosyal medyadaki koordineli troll orduları ve uluslararası odakların açık desteğiyle, partinin bu sol-kamusal omurgası “başarısızlık” etiketiyle tasfiye edilmek istendi. Amaç sadece bir lideri değiştirmek değil, o liderin şahsında cisimleşen insani ve ahlaki bütün değerleri tarihten silmekti.

Yeniv Parti ortaya çıkıncaya kadar bu çapta bir içeriden dönüştürme operasyonu, sadece yerel aktörlerin ve mikro stratejilerin eseri olamazdı. Gülen hareketinin küresel koruyucuları ve uluslararası istihbarat ağları, Türkiye’nin ana muhalefet partisini yeniden dizayn etme sürecinde en büyük lojistik ve propaganda desteğini sağlamıştır. Washington’dan Brüksel’e uzanan küresel koridorlar, CHP içindeki bu köklü eksen kaymasını “modernleşme” ve “demokratikleşme” ambalajıyla dünyaya pazarladılar.

Özellikle yerel medya organları, devasa bütçeler ile fonlanan dijital ağlar, Kılıçdaroğlu’nun anti-emperyalist, ulusal bağımsızlığı önceleyen çizgisini kasıtlı olarak saray politikaları ile eşitlerken; bu yeni üçlü yapıyı ve ekiplerini “Saray siyasetinden kurtuluş ile entegre olabilecek rasyonel aktörler” olarak parlatmıştır. Hedef nettir: Türkiye’de küresel sermayeye ve dış politikalara tamamen uyumlu, ideolojisinden arındırılmış, teslimiyetçi bir muhalefet bloku inşa etmek.

Bugün kurulan Yeni partinin en üst karar mekanizmalarını, genel sekreterliğini ve mutfağını şekillendiren kadrolar, Cumhuriyet Halk Partisine yapılan ideolojik operasyonun mimarlarıdır. Yıllarca en seküler, en solcu söylemlerin arkasına gizlenen bu “altın çocuklar”, zamanı geldiğinde komuta merkezinden gelen işaretle harekete geçmişlerdir. CHP, cumhuriyeti kuran parti kimliğinden koparılarak, küresel sistemle entegre, ideolojisiz ve köksüz bir yapıya dönüştürülmek istenmektedir.

Siyasi komuta merkezinin arkasındaki bu küresel akıl, takiyenin en rafine halini kullanan aktörleri birer piyon gibi ileri sürerken, cumhuriyeti kuran partiyi küresel sistemin bölgedeki uysal bir aparatına dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu yönüyle yaşananlar, bir parti içi demokrasi mücadelesi değildir; takiyeyi en üst seviyede kullanan bir yapının, Türkiye’nin en köklü siyasi kurumunu içeriden yutma, yok etme ve ülkenin geleceğini uluslararası odakların ipoteği altına alma operasyonudur.

25/07/2026
Murat Uludoğan

reklam