reklam
reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
reklam

ROMA KAZIĞI

Yayınlanma Tarihi : Google News
ROMA KAZIĞI
reklam

ROMA MIZRAĞI

Size bu yazımda kazık yeme metaforunu anlatmaya çalışacağım. Tabii bunca yenilen kazıktan sonra kolay olmayacak.

Sanatçı Zafer Algöz’ün değimiyle: “Deniz kenarında uzun atlama.”

Bunun en güzel şeklini Merhum Öztürk Serengil’in Sanatçı Zafer Algöz’le paylaştığı bir anısı ile daha kolay anlatılacağını düşünüyorum.

Bu hikâyeyi şöyle anlatıyor:

Öztürk Serengil bir gün İzmir’de yeni bir mekânını açılışı için davet ediliyor.

İşlerin yoğunluğundan dolayı açılışa katılamıyor.

Açılışa katılamadığı için yanına iki üç arkadaşını alıp mekâna hayırlı olsun ziyaretine gidiyor.

Yeniliyor içiliyor, kalkmadan Öztürk Serengil hesap istiyor. Hesabı ödüyor ve çıkmadan tüm personeli görmek istiyor. Serengil, personelin tek tek elini sıkıyor öpüyor “Hakkınızı helal edin” diyor.

Mekân sahibi, “Abi Allah korusun niye böyle konuşuyorsun” diyor.

Öztürk Serengil’in ödediği hesap içine oturduğu için şöyle diyor: “Bu dünyada Öztürk abinizi iyi öptünüz, artık öbür tarafta görüşürüz” diyerek mekândan ayrılıyor.

Zafer Algöz, Öztürk Serengil’e soruyor: Abi hesap kazık mıydı?

Öztürk Serengil: Kazık ne ki Zaferim, ROMA MIZRAĞI

Hayatımızda hep var olan kazık atma ve kazık yeme hayatımızın bir parçası haline geldi.

Artık kazık bize hafif geliyor.

Belki ‘Roma mızrağı’ bizi kendimize getirir.

Bu kazıklar toplumda alışkanlık yarattığı için, özelikle Sosyal Demokratlarda. Her kazık sonrası gelecek bir sonraki kazığı bekler duruma geldi.

Kendimizi çoktan hazırlamışız ‘gelecek kazıklar için.’

Gelecek kaygısıyla yaşayan toplumlar ve bireylerin içini kemirir bu kazıklar.

Kendi adıma burada, beni kemireceğine ben anlatayım biraz da sizi kemirsin.

Çünkü bencil, çıkarcı ve kendi çıkarını toplumun çıkarının önüne koyan insanları gördükçe bu benim içime dert oluyor.

Şimdi hep birlikte dönemsel yediğimiz kazıkları anlatmaya çalışacağım.

Çünkü balık hafızalıyız, çabuk unutuyoruz.

Kazık 1

Yıl 1989- 1994, Türkiye’de belediyelerin %65.70 yakını Sosyal Demokrat belediyelerin elindeydi. Çok da başarılı belediyecilik yapan Belediye Başkanlarımız vardı Ankara’da Murat KARAYALÇIN, İstanbul’da Nurettin SÖZEN, Gaziantep’te Celal DOĞAN, Kocaeli’nde Sefa SİRMEN ve adını sayamayacağın onlarcası vardı. Daha o yıllarda metro, kentsel dönüşüm ve tercihli yolların projelerini başlatmışlardı.

Her şey çok güzel giderken Parti içi kavgalar ve tartışmalarla başladı. Belediye başkanları kendi aralarındaki çekişmeler sonunda bölünmelere yol açtı.

Elindeki belediyelerin %85 kaybetti. Bu da toplumun 25 yılına mal oldu.

Kimse bunun hesabını vermedi. Herkes sırça köşklerinde çekildi ve gazetelerini okumaya başladı.

Kazık 2

Mayıs 2023 kazığı.

Neydi Mayıs kazığı?

Cumhurbaşkanlığı seçimi ne oldu? Neden kazık yedik?

Tek tek, kelime kelime anlatayım.

Hayati önem taşıyan bir seçim geçirirdik. Ancak kimse bunun ne olduğunu ve ne kaybettiğimizi anlamadı. Çünkü herkesin aklında ben ne olacağım, ben ne alacağım vardı.

Hiç kimse ben ne yapabilirim, ben ne verebilirim anlayışında değildi.

Herkes alacağının peşine düşmüşte…

Günlerce, haftalarca, aylarca, bir yıla yakın tartıştığımız konu, birilerin kuyruğuna takılıp gittiğimiz yol kazanacak, aday lafı.

Peki gerçek öyle miydi?

Tabii ki hayır.

Çünkü kazanmak için bir inancımız olmadı,

Kazanmak için mücadelemiz de olmadı.

Klavye devrimcisi olup sosyal medya fenomeni olma gibi bir gayretimiz vardı.

Sonunda başardık. Seçimi hep birlikte kaybettik.

Üç beş süslü kelime ile aradan çalıştık.

Çünkü kazık yemeyi, kazık atmayı, seven bir toplumuz.

Öyle olmasaydık;

Hem Genel Başkanı’nı hem de yıldızı parlayan Belediye Başkanı’nı tartışmaya açtırmazdık.

Baskıların yaratmış olduğu suni gündeme ortak olmazdık.

Sarayın kalemşorları, değirmenine su taşımazdı.

Bir yandan değişim seviciler,

Bir yandan ZOOMCULAR, ZUMCULAR derken,

Hiç kimse kusura bakmasın.

Bu suça karışanlar benim için tanık değil sanıklar.

Siz bu kazığı sadece partinize, Genel Başkanınıza, Belediye Başkanınıza atmadınız.

Bu kazığı bu millete attınız.

Bu kazığı partililerinize attınız.

Bu kazığı demokrasiye attınız.

Bu kazığı bu ucube sisteme karşı mücadele eden tüm yurtseverlere attınız.

Şimdi gelecek kazık için herkes hazır olsun.

Aktörü ve yönetmeni değişse de aynı senaryo tekrar sahneye koyuldu. Sahnede aynı oyun var. Aynı kuru içinde böl, parçala, yönet mantığı. Bugün 11 Büyükşehir, 10 İl Belediyesi 191 İlçe Belediyesi, 51 Belde Belediyesi bulunan Cumhuriyet Halk Partisi üzerine bir şey koymak yerine, bunları nasıl kaybettiririm derdinde. Çünkü kişisel ikballeri toplum ikballerinin önüne geçmiş. Biraz daha gayret ediniz, gayretlerinizin sonunda mükafatınız da olacak. Şayet, sizi bekleyen Roma mızrağını unutmayın!

Kalın sağlıcakla…

reklam