reklam
reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
reklam

Zübük’ün Mirası

Yayınlanma Tarihi : Google News
Zübük’ün Mirası
reklam

Adeta bir ganimet masasında Cumhuriyet Halk Partisini pay eden Özgür Özel, arkasına aldığı bir grup aidiyetsiz, omurgasız milletvekilinin alkışları eşliğinde ilan ettiği Yeni Parti ile Türk siyaset sahnesine güya taze bir soluk getirdiğini iddia etse de, aslında bir çürümüşlük olarak tanımladığımız o sinsi hınç duygusunu, gözaltı torbalarında biriktirdiği karakterini saklamayı artık başaramamaktadır.

Kendisine büyük lider süsü vermeye çalışırken, gerçeklikten kopuk ve alelacele tasarlattığı, kamuoyunda doğrudan bir alkol markasının nüfus cüzdanı ile özdeşleştirilerek alay konusu olan parti amblemi, daha ilk günden bu hareketin ne denli entelektüel bir kısırlıkla, felsefi temelsizlikle ve estetik noksanlıkla malul ve cahilce bir “gösterge” olduğunu gözler önüne serdi.

Meclis kürsülerinden, yıllarca aynı yolda yürüdüğü kadın belediye başkanlarına “tehdidin daniskasını ediyorum ulan” diye horozlanan, sahada zor şartlarda çalışan emekçi kadın gazetecilerin çömelerek mikrofon uzatmasını “iktidar alameti” diye hafife alan bu eril zihniyet, modernlik maskesinin altında yatan o çapsız, feodal ve kaba saba varoluş reflekslerini birer birer ifşa etmektedir.

Bu hareketin en derin trajedisi ise sol, sosyal demokrat ve ilerici bir gelenekten geldiğini iddia eden bir figürün, bir taraftan, sırf egemen güç odaklarına ve muhafazakar tabana şirin görünmek adına tarihsel ve felsefi bir cehaletle “Gemileri yakan Emevi komutanı Tarık bin Ziyad’ın anlayışındayız” diyerek Emevi güzellemeleri yapacak kadar savruklaşırken, aynı anda, samimiyetsiz bir popülizmle Cemevlerine ve Alevilere dönük mazlumiyet edebiyatı paralamasıdır.

Tarihsel sol bilinç; saltanatçı, ırkçı ve baskıcı saray otoritesine karşı Kerbela’da ve tarih boyunca ezilenlerin çığlığı olmayı gerektirirken, Özel’in bir gün mezarlıkta kadeh kaldırıp ertesi gün cami avlusunda abdest sırasına girerek ürettiği bu omurgasız siyaset tarzı, Karl Marx’ın bahsettiği o “tarihin tekerrür eden trajik bir farsa dönüşmesi” halinin canlı bir vesikasıdır.

Gittikleri il binalarını terk ederken hırslarından gözü dönen, mutfak tesisatlarını söküp camları kıran ve hatta televizyon kumandasındaki pilleri bile cebe indirecek kadar küçülen o yağmacı tabanıyla gurur duyan Özel, “amaca giden her yol mübahttır” prensibini bile çiğneyerek eylemlerini felsefi bir rasyonaliteden yoksun bırakmış, kendisini ideolojik bir davanın neferi değil, tamamen siyasi rantın üzerine üşüşmüş bir talan şebekesinin şefi konumuna indirgemiştir.

Diogenes’in fenerle aradığı o “ahlaki dürüstlükten” fersah fersah uzaklaşan bu yeni nesil Zübük, boynuna asılan o “güvensizlik” çıngırağının çıkardığı sesler yüzünden hiçbir samimi kitleye yaklaşamayacak, her hamlesinde daha da yalnızlaşacak ve nihayetinde kendi yarattığı o derin ahlaki ve siyasi hiçliğin içinde, peşinden sürüklediği o niteliksiz kalabalıkla birlikte tarihin tozlu sayfalarına gömülerek siyaseten can verecektir.

Ancak bu kaçınılmaz çöküş, arkasında sadece bireysel bir mağlubiyet değil, telafisi belki de nesiller boyu sürecek muazzam bir kurumsal ve toplumsal enkaz bırakacaktır. Vakti geldiğinde ilkesizliği, çapsızlığı bir metot, oportünizmi bir kimlik haline getiren bu karakter yoksunu sahneden çekilirken, yüz yıllık bir partinin hafızasını, tapularını, değerlerini ve en önemlisi milyonlarca seçmenin muhalif aidiyet duygusunu hırpalamış, adeta üzerine basıp geçtiği her kurumsal yapıyı çoraklaştırmış bir enkaz mimarı olarak anılacaktır.

Onun peşinden giden kitlelerin elinde kalacak olan şey; boşaltılmış parti kasaları, talan edilmiş il binaları, toplumsal güveni sıfırlanmış siyasi kavramlar ve boynundaki çıngırak sesleriyle baş başa bırakılmış kibirli bir yalnızlığın tortusundan başka bir şey olmayacaktır. Siyaseten can veren bu figürün arkasında bırakacağı asıl büyük yıkım, topluma vaat ettiği o parlak “yeni” yalanının altında ezilen, kandırılmış, umutları sömürülmüş ve nihayetinde kumanda pillerine kadar yağmalanmış bir siyasi ahlak enkazıdır.

Murat Uludoğan

reklam