reklam
reklam
DOLAR 32,7878 % 1.53
EURO 35,1602 % 0.53
STERLIN 41,6058 % 0.85
FRANG 36,8443 % 1.98
ALTIN 2.457,99 % 2,80
BITCOIN 66.249,13 -0.817
reklam
Gülsün Soydemir TÜM YAZILARI

YARADILIŞ

Yayınlanma Tarihi : Google News
YARADILIŞ
reklam

YARADILIŞ

Hep merak etmişimdir; 

Bizler, yani insanoğlu nasıl ve ne şekilde var olduk? 

Bu koca bilinmezlik çukurunda nasıl oluştuk?

Yazılanlar çizilenler, kutsal sayılan kitaplara bile dizim dizim sığdırılan anlatımlar, birçok dilde ve dinde aktarılmıştır.

Her dinde kutsal  sayılabilecek yazıtlar, her inanışınsa kendi bildiği dini bilgisiyle tasvir edilmiştir. Ve bu yazılanlar günümüze dek gelmiştir. 

Yazılanlar var olmasına var da!
Merak edilen gerçekliğe dair insanoğluna, dünyaya gelişimiz, oluşumuz hakkında en ufak bir imare bile sunamamışlar.

Gel gelelim; Tanrı ilk insanı yaratırken, Adem’in kemiğinden Havva’yı yarattığı ve Kur-an’da anlatılana göre; Dünyamızın 6 günde var olduğudur. Ardından doğamızın ve canlıların oluştuğu yazılır.

Peki bunca süreç milyonlarca yıl sonra tartışılan varoluş ve yok oluş kavramı, insanların doğumuna şahit olurken, neden ruhun nasıl ve ne şekilde bedenden ayrılıp yok oluşunu anlayamaz?

Sözüm ona ‘bilge’ kişilikler…

Bedenimiz yeryüzünde kalırken ruhumuz nereye gider? Veyahut nefesimizdeki ruha ne olur?

Bunlara paralel… Bizler Tanrı’nın varlığını kabul edip etmeme kararsızlığı yaşıyorken kim diyebilir ki her şey hakikatten ibaret…?

Hakikate varan oldu mu?!

reklam